ŞİİR-Harun Yavruoğlu sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster
ŞİİR-Harun Yavruoğlu sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

27 Aralık 2012 Perşembe

TAKA Gazetesi’nden büyük hamle. Yazı İşleri Müdürlüğünde Muharrem Mermertaş’tan sonra bir türlü istikrar sağlayamayan TAKA, güçlü bir kalemi göreve getirdi. Yavruoğlu’nun bilgi birikimi, kalemi, çizgisi, sanatçıduyarlılığı ve duruşu ile gazeteye katacakları şimdiden merak konusu.
PASTASI KESİLDİ
TAKA Gazetesi’nde yeni bir dönem başladı. Adem Akpınar’ın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ailesine katılmasının ardından boşalan Yazı İşleri Müdürlüğü görevine karikatürist-yazar Harun Yavruoğlu getirildi. Yavruoğlu dün ‘Hoş geldin’ pastasını keserek işbaşı yaptı. Yavruoğlu, ‘TAKA’ya katkıvermek benim için gurur olacak’ dedi.
SANCAK’A TEŞEKKÜR ETTİ
Yavruoğlu, ‘TAKA ailesine katkı vermek benim için her zaman mutluluk olmuştur. Şimdi biraz daha fazla sorumluluk alacağız. Ancak kurumsallaşan ve her biri değerli olan arkadaşlarımla birlikte olacağımdan dolayı mutluyum. Bana böyle bir görevi layık gören TAKA Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Sayın Ahmet Sancak ve Yayın Kurulu üyelerine teşekkür ederim. Karadeniz’in tüm değerlerini kucaklayarak yol almaya gayret edeceğiz. Allah utandırmasın ’ dedi.
HARUN YAVRUOĞLU KİMDİR?
Harun Yavruoğlu. Trabzon Akçaabat’ta doğdu. Türk Telekom Eğitim ve Meslek Geliştirme Müdürlüğü yaptı. 1980 yılların başlarından itibaren gazetelerde karikatür ve yazıları yayınlandı. Karikatür şiir dallarında yerel ve ulusal boyutta ödüller aldı. Birçok gazetede karikatür ve mizah ağırlıklıyazıları yayınlandı. Çeşitli illerde karikatür sergileri açtı. Mizah ve karikatür konularında televizyon programları yaptı.
Afiş, Kitap ve vinyetleri yayınlandı. Yazılarında ve karikatürlerinde özellikle “kadına şiddet ve sigara” konusunda toplumsal sorunlara değindi. Beş yılı aşkın bir süredir TAKA Gazetesinde köşe yazarlığıyapmakta olan Harun Yavruoğlu, bir dönem Karadeniz Yazarlar Birliği Yönetim Kurulunda ve Meclis Başkanlığı görevlerinde bulundu. Harun Yavruoğlu evli ve iki çocuk babasıdır.

3 Mart 2011 Perşembe

ŞİİR-Harun Yavruoğlu



 .
şiir

Bir tren ölmüş
kara bir tren
hiç kimsesi yoktu içinde
ölürse ölsün deme
rüyasını gördüm görünmez kazanın
sis gibi hayal meyal
yasını çektim
şimdi  ziftleniyorum yanlızlıklarıma
gece uykusu gibi
ve hızlı yürüyen bir ölüm gibi
sana gelirken
parçalanmış çığlıklar topluyorum
çocukların
gözlerinden
sevgimin dil kardeşi
şifa için yeniyor
yazılacak öfkelerini
her çiçek dal dal hüzün
çöllerde
her tekne sesiyle göz göz pencere
her ayak sessiyle açık bir kapı yüreğim
ve her karikatür sesiyle
kuyruklu yılan  olur çelişkiler
ve çeler fikrimi

harunyavruoğlu 2006

11 Eylül 2010 Cumartesi

Trabzon Karikatürcüler Derneği Başkanı Harun Yavruoğlu

Anasayfaya Dön Karakter boyutu :
Yarışma Jürisine Tepki Çığ Gibi
28 Nisan 2010 / 16:24
Trabzon 1. Şiir ve Deneme Yarışması için oluşturulan jüriye tepki çığ gibi büyüyor
Trabzon Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği Trabzon Şubesi'nin ortaklaşa düzenlemiş olduğu Trabzon 1. Şiir ve Deneme Yarışması için oluşturulan jüriye ilk tepkiler şairlerden geldi.

Taka Gazetesi Kültür Sanat Editörü Şair-Yazar Mehmet Kuvvet köşesinde, jüriyi; ürünlerin değerlendirme kriteri olan özgünlüğü, sanatsal değeri, konuya uygunluğu, şiir ve denemeye yetkinliklerinin yetersizliği açısından eleştirerek “Gelişmekte olan olaylara ben ve benim gibi birçok sanatçı arkadaşım, dudak bükerken başkaları düşünsün tavrındayız” dedi.

Eleştiri zincirine Şair Ömer Turan, Viratrabzon Gazetesindeki köşesinde; şiirin ne olduğu ve şairin tanımı üzerinden hareketle kaleme aldığı “Şiire Gölge Etmeyin Yeter” adlı yazısı ile katıldı. Ömer Turan, “Mehmet Kuvvet'in eleştirilerine katılmakla beraber eklemek istediğim üç beş cümle var. Böyle bir jürinin oluşumu, şiire karşı yapılmış haksız bir davranıştır. Şiiri hafife alma, şiiri küçümseme ve hatta en önemlisi şiirle dalga geçmektir. Ama asıl sorun bu değil! Sorun jürinin oluşumundan ziyade, masal anlatıcılarının şiir üzerindeki var olma çabalarında” diye yazdı.

Mor Taka Şiir ve Kent Kültürü Dergisi'nin sahibi Şair-Yazar Yaşar Bedri Özdemir ise, iki hafta üst üste gazetedeki köşesinde eleştirilerini sürdürdü. Yaşar Bedri Özdemir , “Özetle, Trabzon kültürünü hafife almayın. Mevcut jüri ile sağlıklı bir şiir ödülü sonucu alınamaz. Ön jüri, yan jüri bir kılıf bulun. Bu çorba çok su kaldıracak. Zararın neresinden dönersek kârdır. Hani derler ya: -Kişi kendin bilmek gibi irfan olmaz.” Dedi. Ayrıca jüri üyelerine “Ödüllü şairler hurdalığına bir kaç şair daha atmakla o şairleri ve kendinizi kandırırsınız sadece. Şiir tarihi sadece alay eder sizinle” diyerek uyarılarını yineledi.

Şairlere basın camiasından bazı isimler de destek verdi. İlk destek Taka Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Muharrem Mermertaş'tan geldi. Taka Gazetesi bu durumu manşetten “Skandal Jüri” başlıklı haberle verdi. Jüri üyelerinin bazılarının bu başlığı “Jüri de Skandal” gibi algılayıp yasal haklarını kullanacakları yolundaki söylemleri kulağımıza kadar geldi. Mermertaş, 21 Nisan tarihli köşe yazısında” Trabzon Belediyesi'nin düzenlediği şiir ve deneme yarışmasıyla ilgili, Trabzon'da sanat alanında yetkinliği kabul edilen; Yaşar Bedri Özdemir, Mehmet Kuvvet, Ömer Turan'ın yazılarında yaptığı eleştiriler ve gerekse sanat camiasının diğer isimleriyle birebir yaptığım görüşmelerde yarışmanın doğru, jürinin ise yanlış olduğu ortak kanaatini gördüm. Hatta jürinin içinden bazı isimler de kendisinin olmaması gerektiğini ama hatır için jüriye girdiğini bana ifade etti. Bir gazeteci olarak kamu adına bu haberi toplumla paylaşmak benim görevimdi ve görevimi yaptım” diyerek şairlere olan desteğini sürdürdü.

Bir destek de karikatüristlerden geldi. Trabzon Karikatür ve Mizahçılar Derneği Başkanı Harun Yavruoğlu, “Onlar Bunu Hep Yapıyor” yazısında “Görülen o ki Trabzon artık onlarındır. Trabzon Belediyesi de onlarındır artık.-Sanat Evi- de onlarındır. Artık yok onlara izmihlal. Onlar ne derse olmaktadır ve olacaktır da behemehâl. Şiir de onlar, çünkü bu şehirde sadece onlar...” diyerek şehirde bazı grup ve kişilerin olması gereken yerde değil her yerde olduklarının kaygısını dile getirdi.

Karikatürist Nizamettin Mollasalihoğlu da şairlere “ Şair arkadaşlar, yönetimler kendilerine uyacak sanatçıyı da zanaatçıyı da bulurlar” diye seslenerek desteğini yineledi.

Konuyla ilgili konuştuğumuz bazı sanatçı ve şairler ise, ortaya çıkan tablonun şiir açısından çok üzücü olduğunu söyleyerek, “Bunca eleştiriye rağmen jüride adı şair olarak geçen kişilerin hiçbir açıklama yapmamasının da düşündürücü olduğunu” belirttiler. “Jüride şair olmayanların şiir adına değil de kendi konumları açısından yazılar yazıp cevap verme durumunda kalmış olmaları şiirin haklılığını ve şair arkadaşlarımızın eleştirilerinin doğru yönde olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye'de ki ciddi edebiyat dergilerinin ve sanat adamlarının yakından izlediği bu durum, bu kenti gülünç konuma düşürmektedir” diyerek kaygılarını dile getirdiler.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Şair ve Şiir Dinletileri - Harun Yavruoğlu



Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesi Kaymakamlığının düzenlediği
“ANADOLU YUNUSTUR” şiir dinletisine; Karadeniz’den şair ve yazar Talat Ülker’le birlikte iştirak ettik.
Keyifli bir yolculuğun ardından vardığımız Sandıklı’da, her şairi olduğu gibi bizleri de ilçe Milli Eğitim Camiasından şiir ve Yunus Dostları karşıladı ve şölen boyunca refakatte bulunarak ilgi ve nezaket örnekleri gösterdiler...

Konakladığımız Park Otel; fiziki imkânları ve çalışanlarının görev bilinci; şiir şöleni ve bağlı etkinlikler için keyif vericiydi.

ANADOLU YUNUSTUR şiir etkinliğine Elazığlı dostlarımız; şair ve folklor ekibiyle etkinliğin en kalabalık ve aktif davetlileri olarak dikkatleri çekerken,
Kahramanmaraş’tan Yasin Mortaş ve
Erzurum’dan Hanefi İspirli’yi,
Elazığ’dan Mehmet Şükrü Baş’ı ve diğer şair dostları görmekten hayli keyif aldığımı de ayrıca belirtmeliyim.

Öte yandan, daha ilk görüşte kendini hissettiren, hatta hissettirmeye özel çaba sarf eden şair dostlara da rastlamak mümkündü.
Azeri şair Zelimhan Yakup, duruşuyla, öz güveniyle yaptığı Yunus konulu konuşmalarıyla dinleyenlerin fazlasıyla ilgisini üzerinde yoğunlaştıran davetlilerdendi.
Lakin yine neredeyse her şiir şöleninde karşılaşılan, çeşitli kompleks sahibi dinozorlara da rastlamak mümkündü...

Elbette şiir etkinliklerinin başarısı bir ölçüde o etkinliğe iştirak eden şiir severlerin ilgisiyle de orantılıdır.
Şair kürsüye gelir şiirini okur...
Okur da, kullandığı anlaşılması zor imgeler nedeniyle dinleyici
kitlesi, akıp giden sözcüklerin manasına bir türlü vakıf olamaz;
olamayınca da ilgisi azalır ve bu sefer:
“Benim burada ne işim var?” Demeye başlar içten içe... Ve ardından da inceden inceye; “ne ummuştum ne buldum!” muhasebesine yönelir ağırlaşan göz kapaklarıyla...

İşte o dakikadan sonra keyifsizliğe dönüşen şairin mikrofon ukalalığı şiir severin “gitmek mi zor kalmak mı zor/ o geceyi gel bana sor... “muhasebesine dönüşmesine karşın

Şov peşindeki şair dostlarımız işin farkında olmak bir yana, adeta inadına daha da ısrarla ellerindeki mikrofonla cilveleşirler...

Çünkü bu gibiler için gün: Ne yaman bir sanatçı olduğunu yaşına başına bakmaksızın dosta düşmana gösterme günüdür...

Şiir dinletilerinde sıkça yaşanan bu hassasiyetsizlikler; şiirin hasiyetini kemirmesi neticesinde şaire ve şiire ilgiyi her geçen gün daha da azaltmaktadır ne yazık ki.
Ve maalesef Sandıklı’da da öyle oldu.
Bazı sözde üstat bilinen şairlerin anlamsız sulu ve ucuz tavırları şiirin önüne geçti yine.
Gereksiz kürsü işgalleri...
Lüzumsuz iltifatlar veya
sataşmalarla şiir severlerin sabrı kaynayan süt gibi taşırıldı yine.
Ve bunlar; ne yazık ki şiirin sözde önde gideniydiler.

Allahtan tecrübeli bir organizasyonla şiir dinletisinin sonuna müzik dinletisi konularak çöle dönmesi muhtemel ortam şiir adına zevahiri kurtarmaya yetmişti.
Zira saatler ilerledikçe baygın bakışlar şiire ilginin bir an önce müzik dinletisine dönüşmesini bekler gibiydi.

Son yıllarda şiir kitaplarının satmaması,
şiir şölenlerine iştirak eden halkın şiir adına aradığını bulamaması,
katılımcıların mevcut ortamı amacının dışında kullanması,
şaire ve şiire bakışı olumsuz etkilemiştir bu yüzden.

Yine bir şiir dinletisiydi.
Davet edildiğim şiir şöleninde ben de şiirini okuyan şairlerden biriydim.
Etkinlik sonunda o ilin belediye başkanı şairlere hitaben:
“Bu şehir, şehir olalı böyle bir eziyet görmedi.
Zira okunan şiir dizelerinden hiçbir lezzet alamadık;
çünkü anlamadık! ” sözleriyle esprili bir eleştiri yapmıştı şair dostlara.
Belli ki başta Belediye Başkanı ve şiir dinletisine iştirak eden davetliler şiir adına aç kalmışlardı o şiir gecesinde.
Üzülmüştüm...
Yine üzüldüm...

Not:
Trabzon Belediyesinin düzenlediği şiir yarışmasında birincilik ödülünü kazanan Mehmet Şamil Baş’ın yarışma jürisine ve yaşanan trajikomik gelişmelere yönelik eleştirisi, konuyla ilgili koyduğumuz tepkilerde ne denli haklı olduğumuzun bir kanıtı olarak tarihe geçmiştir.
Şayet bu eleştirilerin müsebbiplerinden biri de ben olsaydım, bir dakika dahi beklemez, Sanatevi(!) ortamından derhal ayrılırdım.
Ama dedim ya bunu ben yapardım...



26 Haziran 2010 Cumartesi

Mustafa Tomaç’ın Ardından - harun yavruoğlu



Okuyan, düşünen, aklını kullanan
yorum yapan, bir şiir erbabıydı.
Trabzonlu olmasının tipik özelliklerini taşımaktaydı aslında.
Mustafa Tomaç.
Onunla tanışmamız doksanlı yıllarda başlar.
O yıllarda:
Karadeniz Yazarlar Birliği yönetiminde görev alanlardan biriydim.
Karadeniz Yazarlar Birliği olarak denek mensuplarımızla bir çay sohbeti planlanmıştı.
Derneğin yayın organı olan “Birlik Dergisi” üyelere dağıtılmış,
Yönetim olarak, derneğimizle ilgili yapılan çalışmalar
üyelere bir bir anlatılırken, sıra üyelerin yönetim ve ortaya
konulan faaliyetler hakkındaki görüşlerini almaya gelmişti.

Söz alan Tomaç:
Kendinden emin, sakin ama iğneleyici kelimelerle derneğin çıkarmış olduğu Birlik Bergisini yerden yere vurarak beğenmediğini belirtirken,
Özellikle benim tarafımdan çizilen
kapak logosunu,
çizdiğim karikatür ve
desenleri ve
yazdığım şiiri göstererek:
“Nedir bu? Hiç beğenmedim.
Bu birlik dergisi değil, Harun Yavruoğlu Dergisi olmuş.” Dedi.
Ortam buz gibi olmuştu.
E, nede olsa çapraz Mustafa’ydı lakabı.

Yönetimde Genel Sekreter görevinde bulunan Muhittin Düğdü kendisine:
“Sen Harun yavruoğlu’nun kim olduğunu biliyor musun?
O karikatürleri ödüller almış, ünü Trabzon’u aşmış bir çizer.
Onun çizgileri dergiye itibar kazandırmaktadır. Dergi Harun Yavruoğlu’na
bir şey katmaz, katmamıştır. Sen yanlış yaklaşımlar içerisimdesin!”
Deyince Tomaç Muhittin Düğdü’ye azarlar bir üslupla çıkışarak:
Sana ne!
Sen ne konuşuyorsun.
Ben eleştiriyi Harun Yavruoğlu’na yaptım.
Beni o cevaplasın.
Onun dili yok mu?
Deyince söz hakkı bana verilmiş ancak ben Mustafa Tomaç’a ağabeyime karşı cevap hakkımı kullanmadım.
“Tomaç’ın görüşü bu ise benim söyleyecek bir cevabım yoktur.” Dedim.
Toplantı yaşanan gerginlik sonrası yine de huzur içerisinde bitmiş;
solunu terk ederken şair Tomaçla karşı karşıya geldik, elimi uzattım.

Ama çapraz Mustafa’ya; o bana elini uzatmadı.
Hatta ilk eleştirisinden de daha öfkeliydi.
Nedenini sorduğumda “beni mahvettin!” dedi.
Bana umduğumdan olgun davranarak beni ezdin, oysa ben seninle tatlı tatlı
tartışmak, atışmak, meşveret istiyordum.
Ama bana fırsat vermedin dedi.

Cevapsızlığımın kendisine duyduğum saygıdan kaynaklandığını,
herhangi bir tenezzülsüzlüğün söz konusu olamayacağını belirterek
tekrar elimi uzattım. Ki, uzattığı eli öpeyim diye.
Öptürmedi. Kucaklaştık...

Ve daha sonralarda ne zaman karşılaşsak özel bir ilgisini gördüğüm bir insandı.
Ve ben de, ne zaman onu görsem portre karikatür ve desenlerini çizerdim.
Tomaç ağabeyimin.

O düşünen,
sorgulayan, adamdı...
Hiçbir şeye körükörüne itaat etmezdi.
Kendi akıl ve fikir süzgecinden geçirmediği görüşleri makbul kabul ve kabul etmezdi.

Rahmetli eşine ölüm döşeğinde yazdığı şiiri; “keşke daha önceleri yazabilseydim” diye hayıflanırdı.

O cesur yürek bir şairdi...
Dost insandı...
Asla çıkarları için eğilmeden yaşadı.
Yazdığım “sen deniz oldun” şiirime tatlı tatlı kızmıştı.
Artık biz denizle ilgili ne yazacağız? Diyerek beğenisini çaprazlığına uygun bir üslupla dile getirmişti.
Tanımaktan onur duyduğum, yokluğunu her daim hissettiğim o yürekli sese rahmetler olsun...

25 Şubat 2010 Perşembe

Harun Yavruoğlu

 Harun Yavruoğlu- Makale     > TIKLA
 Harun Yavruoğlu- Karikatür > TIKLA
 Harun Yavruoğlu- Fotoğraf  > TIKLA
Harun Yavruoğlu- ŞİİR         > TIKLA

10 Ağustos 2010 Salı

Ali Kurt - Gümüşhane Dilaver Cebeci şiir akşamları

Dilaver Cebeci Şiir Akşamı Bu yıl 17.si düzenlenen Uluslararası Kuşburnu -Pestil Kültür ve Turizm Şenliği kapsamında gerçekleştirilen Dilaver Cebeci şiir akşamına katılmak üzere Murat Berk Kurt’un yönetimindeki araçla Gümüşhane’ye gittik. Bu teşebbüs, öğretim görevlisi ve şair Talat Ülker’in de içinde bulunduğu gayretli bir ekibin eseriydi. Aslında Gümüşhane; Vasfi Mahir Kocatürk, Şinasi Özdenoğlu, Hüseyin Nihal Atsız gibi dev şairleri yetiştiren şiir yönünden verimli bir saha. Ali Kurt, Hanifi İspirli ve İsmail Bingöl’den oluşan Erzurumlu şairler olarak bir kere daha Gümüşhane’de dost, aşina yüzler gördük. Her zamanki gibi sıcakkanlı ve samimi yapısı vardı Gümüşhanelilerin. Bu bizim belki de onuncu gidişimiz. Yazarınız önceleri dinleyici olarak giderdi. Bir gün Gümüşhane’de şiirler okunduktan sonra Torul kaymakamı “bir de bizim ilçede okuyunuz” deyince, önemli bölümü memleketlerine döndüklerinden elde yeterli şair kalmadığı anlaşılmış. Bize de bu açığı kapatma görevi düşünce ilk kere Torul’da başlayan şiir okuma kariyerimiz şair eksikliği doğan, gerekli yerlerde devam etmekte. Önce Akasya Çay Evinde içtiğimiz çaylar, sohbet boyunca eşlik etti bize. Harun Yavruoğlu’nun, trafiğe kapatılmış caddede açtığı cazibesi yüksek 19. Kişisel Karikatür Sergisini gezdik. Sonra bahçeye geçilerek açık havada şiir okumaya başlandı. Gecenin 2008 yılında kaybedilen Gümüşhaneli şair Dilaver Cebeci adına yapılması güzel bir kadirşinaslıktı. Vali Enver Salihoğlu gecenin sonunda yaptığı konuşmaya Ziya Paşa’nın beytiyle başlayarak “Şair, şair doğar anadan, Asarı görünür iptidadan. İşte buradaki herkes şair doğmuş. Çok çeşitli konularda, tarihten aşka kadar sevgiye ve doğaya kadar her şey şairlerin kalemlerinde güzel zemine dökülmüş, hepsine teşekkür ediyorum.” dedi. Katılımcılar arasında üç Azerbaycanlı sanatçının da bulunduğu hatırlandığında Valinin konuşmasını Şehriyar’ın Heyder Babaya Selam şiirinden ezbere okuduğu iki kıtayla bitirmesi bir başka incelikti. Belediye Başkanı Mustafa Canlı Beyin şehrinin temizlik, imar ve gelişmesi yolunda gösterdiği çabanın kültür ve sanat çalışmalarında da sürdüğünü bir kere daha görmek güzeldi. Trabzonlu şair Harun Yavruoğlu’ndan özellikle bahsetmeliyiz. Kendisi tanınmış bir karikatürist. Çizgilerle oynamanın yanısıra meselelerimize duyarlı, kalemi hassas yüreğinin götürdüğü yere giden bir sanat erbabı. Kahvaltı masasında çizdiği Erzurum heyeti çizimini, kağıt örtüyü keserek aldık ve bunu fotokopi ile çoğaltarak çizimde görülen dört kişiye dağıttık. Bu seyahatimiz bizlere yeni dostlar kazandırdı. Birçoğunu daha önce tanıdığımız şairler arasında Ayhan Büyükbaş ve Fazıl Ahmet Bahadır, Kayseri’den gelmişlerdi. Ömer Turan, Ahmet Yayla, Neriman Calap, Ayşe Keskin, Fehmi Yakut, Zülfikar Yapar Kaleli de oradaydı. Trabzon’dan katılıp şiirini okuyan radyocu Serkan Türk genç bir öykü yazarı, kitapları var. Bu dinletiyi organize eden Talat Ülker, Gümüşhane üzerine birçok kitaba imza atan verimli bir kişi. Son olarak Erzurumluların da yakından tanıdığı Hışır Osman lakaplı gönül adamı şair Osman Nebioğlu’yu (Sevenin Yeri, Mumcu Caddesi, pide) hatırlatalım. Katılımcılardan Fazıl Ahmet Bahadır ve Talat Ülker de Atatürk Üniversitesi mezunu. Sondan ikinci şairdim. Gece vakit ilerlemiş, hava da serinleyince seyirci doğal olarak alanı terk etmeye başlamıştı. Bu durumda kalan seyirciyi pişman etmemek için, okumayı düşündüğüm iki şiirden birini (4 kıtalık şarkının ilk 2 kıtasını) okuyarak indim kürsüden. Ancak her iki şiiri de (Her ikisi de divan edebiyatına uygun, aruzla yazılmış biri şarkı, diğeri gazel tarzında) Herfene dergisinde yayınlanmak üzere bırakmayı unutmadım. Gümüşhane’de mevsimlik olarak yayımlanan oylumlu Herfene dergisinden bir başka yazıda bahsetmeliyiz. Şahısların gayreti kurumların desteğini alınca arkasına, ortaya güzel eserler çıkmaz mı?

27 Temmuz 2010 Salı

Adnan Büyükbaş Yazıyor

Hani Bağdat’tan dönen eşeğe sormuşlar ya, ‘ne var, ne yok Bağdat’ta? Nasıl bir şehir?’Ne demiş eşek Bağdat’la ilgili“Hiç sormayın, öyle kalın karpuz kabukları var ki…”Bir yerle, bir faaliyetle ilgili anılar, izlenimler anlatılacaksa aklıma hep bu eski mesel gelir.Kişi ne görmüşse ya da yaratılışı neye uygunsa onunla sınırlıdır elbette anlatacakları…Karpuz kabukları ve Bağdat!Ben de Gümüşhane’ye giderken hep dönüşte yazacaklarımı düşündüm“Yediğim içtiğim bana kalsın, gördüğüm güzellikleri” anlatmalıydımDeneyelim bakalım.Değerli şair Fazıl Ahmet Bahadır ağabeyimin tavsiyesi üzerine çağrıldık Gümüşhane’ye.Zihnimde güzel bir adı ve imajı vardı görmediğim Gümüşhane’nin.Bu heyecanla oraya gittiğimde, uzun yıllardır yüksek binaların arasında ezilen, asfalt sıcaklarından bunalan biri ne hissederse onu hissettim., Bol grili bir şehirden bol yeşilli bir yere varmak güzel bir duyguydu doğrusu.Fazıl ağabeyin Ergenekon’a benzettiği bu güzel, şirin ve tarih kokan şehirde hiç yabancılık hissetmedim.Adeta aşina yüzler gördüm.Sıcakkanlı, dost ve samimi bir yapısı vardı Gümüşhanelilerin.Hele bizi karşılayan, şiir akşamını organize eden Talat Ülker Beyin cana yakınlığı bütün yorgunluğumuzu almıştı.17.si düzenlenen Uluslararası Kuşburnu –Pestil Kültür ve Turizm Şenliği kapsamında gerçekleştirilen Dilaver CEBECİ şiir akşamı, Öğretim görevlisi ve şair Talat Ülker’in de içinde bulunduğu gayretli bir ekibin eseriydi.Gecenin Dilaver Cebeci adına yapılması ayrı bir heyecan vermişti bana.Dilaver ağabeyi 2008 yılında kaybetmiştik.Vefalı oğluna güzel bir vefa örneği gösteren Gümüşhane’de kültür ve sanat ortamı hafife alınmayacak seviyedeydi.Talat Hoca, mevsimlik olarak yayımladıkları ve hayli kapsamlı HERFENE dergisini gösterdiğinde doğrusu aklıma bizim bol yazar ve şairli, makarrıülema diye övündüğümüz Kayseri’nin cılızlığı geldi.Ne yazık ki HERFENE’yi almayı unuttuğum için daha geniş açıklama yapamayacağım.Gerek hacim gerekse içerik olarak göz ve yürek dolduran öyle bir derginin 30bin nüfuslu bir ilde yayımlanıp bir milyona yaklaşan nüfusuyla Kayserimizde ‘tıss’ çıkmamasını dile getirdiğimde “bu işlerin sayıya bağlı olmadığını” veciz bir ifadeyle belirtti F. Ahmet Bahadır ağabey.Şahısların gayreti kurumların desteğini de alınca ortaya güzel eserler çıkmaz olur mu?Belki de sanata da değer verdiğini düşündüğüm Vali Enver Salihoğlu ile Kültürün de yansımasıdır bu güzellikler.Vali Beyin, gecenin sonunda yaptığı konuşmayı Şehriyar’ın Heyder Babaya Selam şiirinden iki ‘kıta’yla bitirmesi hoş oldu.Gümüşhane’ye bir ibadet aşkıyla çalışan Belediye Başkanı Mustafa Canlı Beyin şehrinin imarında gösterdiği çabanın kültür ve sanat çalışmalarında da sürdüğünü duymak güzeldi.Bir gazete köşesine sığmayacak kadar güzel şeyler yaşadık Gümüşhane’de.Yolunuz mutlaka düşmeli oraya.Çok kişiden duyduğum Karadeniz güzelliklerini yaşamaya giderken mutlaka durun Gümüşhane’de.Kalın bir gece orda.Tarihi konaklarında çay için.Çay dedim de aklıma geldi!Talat Ülker de benim gibi çay hastası.Çay, şiirin olmazsa olmazı bence. Bi de öteki “meret” var ama adını söylemeyelim, duman altında kalsın.Akasya Çay Evinde içtikçe içesimiz gelen çay, sohbetimiz boyunca eşlik etti bize.

Hele Trabzonlu şair ve karikatürist Harun Yavruoğlu’yla kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi geldi bana. Harun Yavruoğlu adını yazın bir kenara ve “gogıl hazretlerinden” araştırın. Ben öyle yapacağım. Bir yazı daha yazıp onun karikatürlerinden bahsetmek istiyorum. Genç yaşında olgun eserler veren şair ve hikayeci Serkan Türk’ün öykülerinden de…Daha önce ismen tanıdığım şair Zülfikar Yapar Kaleli ile küçük bir Gümüşhane turu yaptık.Gönül isterdi ki… neyse şikayetlerimizi “müdüriyete” yaparız.Kısacası memnun ayrıldım Gümüşhane’den.Dilaver Cebeci adına yapılan şiir gecesi bana güzel dostlar kazandırdı.Gümüşhane artık daha bir anlamlı gönlümde.Orada tanıştığım şair ve yazarlardan hiç söz edemedim, ama başka bir yazıda mutlaka bahsedeceğim; Ömer Turan’dan, Neriman Calap, Ayşe Keskin, Serkan Türk’ten; Fehmi Yakut, Hanifi İspirli, İsmail Bingöl, Ali Kurt’tan; Ev sahiplerimiz Zülfikar Yapar Kaleli ve Talat Ülker’den… Ve özellikle Hışır Osman lakaplı tam bir gönül adamı şair Osman Nebioğlu ağabeyden.Kendine has okuyuşuyla damarlarımıza şiir enjekte eden Fazıl Ahmet Bahadır’la Kayseri dışında aynı ortamda bulunmak da farklı bir duyguydu.“Sanal” şairlerin gurultusundan uzak, gerçek şiirle mest olduğum Dilaver Cebeci Şiir Akşamı ile ilgili daha kapsamlı şeyler yazmalıydım. Fakat tembelliğim yüzünden ertelersem hiç yazamayacaktım. Şimdilik bunun kabul edilmesini dilerim.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Harun Havruoğlu 19. Karikatür Sergisini Gümüşhane'de açtı


Gümüşhane'de şair hışırosnan'ın mekanından



Erzurumlu şair dostlarla.
bir poertre karikatür esprisine konu görüntü.


Gecenin 23'ü gösterdiği saatlerde Gümüşhane ilinin

sanatsever ve entellektüel

valisi eşleriyle 2. kez karikatür sergisini gezmektedirler.


Karikatür sergisinden



Gecenin ilerleyen saatlerine karşın karikatür sergisi

izlenmeye devam edilmektedir.


Karikatür sergisinin açılışından bir görüntü


Karikatürist Harun Yavruoğlu 19.

Kişisel Karikatür sergisini Gümüşhane’de gerçekleştirdi.
Toplam 55 karikatürün yer aldığı serginin açılışı

Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu ve

Gümüşhane Belediye Başkanı Mustafa Canlı tarafından gerçekleştirilmiştir.

Çok sayıda Gümüşhanelinin iştirak ettiği sergi 3 gün sürdü.
17. Uluslararası Kuşburnu,

Pestil,

Kültür ve Turizm Şenlikleri kapsamında düzenlenen ve

daha çok izleyiciyle buluşması için şehrin en büyük caddesi trafiğe kapatılarak


seginin 24 saat izlenmesi sağlanmıştır.

Sergide en çok ilgi gören karikatürler ise: Vali Enver Salihoğlu’un sigara karşıtı


portre karikatürü ve
Belediye Başkanı Mustafa Canlı’nın portre karikatürleri olmuştur.

Öte yandan Dilaver Cebeci Şiir Dinletisine de katılan ve “Yumiko"

şiirini okuyan Harun Yavruoğlu’nun yanı sıra, Trabzon’dan dinletiye katılan:

Ayşe Keskin,

Neriman Calap,

Ömer Turan

Serkan Türk ve

Ahmet Yayla’ dan oluşan sanatçılar;

şiirleri ve sanatsal yaklaşımları itibarıyla oldukça ilgi görmüşlerdir.


3 Mart 2011 Perşembe

Makale-Harun Yavruoğlu












ÜSLUP
Tarih: 26.12.2009 Değerli okurlarım!
Sanırım pek çoğunuz bilir; köşe yazarlığımın yanı sıra
bendeniz mizahçıyımdır aynı zamanda.
Ödüller almış karikatür kitapları yayınlanmış bir mizahçıyım.
Zorlukları aşmada insana tahammül gücü verir mizah.
Hatta gelişmiş pek çok ülkede mizah: toplumsal terapi olarak faydalı faaliyetlerden sayılır.
Ancak ne yazık ki özellikle son iki yıldır ülkemizde yaşanan ürkünç gelişmelerden ötürü bu köşemde mizah yapmayı
cenaze ortamında fıkra anlatma ukalalığı olacak düşüncesiyle
layıkıyla yapamamaktayım.
Yani sadece sözün değil, mizahın da sustuğu günler yaşamaktayız...
Siyaset bilgiyle ve olgunlukla, devlet adamı duruşuyla değil,
“delikanlı” ayaklarıyla yapılmakta artık.
Ayrıca bu “delikanlı ayaklarına” sözde aydın kabul edilen şöhretli kalem erbabı şavalak zirtopozlar destek verirken,
Türk askerine: Faşist ve ihtilalci muamelesi çekilmekte.
Mahkemeler muhakeme edilmekte,
verdiği tüm kararlar eleştirilmektedir.
Karar iktidarın lehine ise muhalefet kin dolu nefretler pompalamakta,Karar iktidarın aleyhine ise, Muhalefet zil çalıp oynamaktadır. Hatta bütün kurumlar güvenilmez olmuş, adeta tuz kokmuştur.
Evet aylardır sözde açılım yapılmakta ama açılım yerine yakası açılmamış küfürler dolaşmakta siyaset arenasında...
Üslup sukoyvermiş durumdadır artık.
Huzuru, demokrasiyi getirecek,
plan proje ve akılla yapılacak açılıma karşı olmamız mümkün değildir.
Ancak görülüyor bu açılım falan değildir.
Bu gerilimdir. Hatta yüksek gerilimdir bu.
Geri dönülmez bir cinnet yolunda girilmiştir.
İşte son olarak Diyarbakır Belediye Başkanı hükümet yetkililerine
partilerinin amblemi olan meşe ağacını kastederek:
“Meşe ağacının dalları nerenize battı ey hükümet!
Demekte...
Hatta bununla da yetinmeyip;
“Has..tır!”
Diyebilmekte, ve bu iğrenç sözlerine karşılık hiçbir pişmanlık
duymamayı, sözde delikanlı siyasetin çığlığı olarak görürken,
üslubunun;
Bahçelinin,
Erdoğan’ın
ve Baykal’ın kullandığı aşağılayıcı
üsluba paralel olduğunu vurgulamaktadır.
Görülüyor ki; problemleri çözmek amacıyla diyalog aranmak yerine;
ortaya sürekli balgam atılmaktadır...
Yok hayır!
Bu ölüsü kınalı ve ağzı bozuk zihniyet artık topu atmıştır.
Artık umudum bitmiştir.


22 Kasım 2012 Perşembe


Harun YAVRUOĞLU; 1956 trabzon akçaabat'ta doğdum.Karikatüre olan ilgim ortaokul (temel eğitim )yıllarında okulun duvar gazetesinde başlar.
Bu güne kadar toplam 28 kişisel sergi açtım. Karma karikatür sergilerine iştirak ettim.
Karikatürlerim,çeşitli gazete, dergi ve albümlerde yayınlandı. Bununla birlikte 1985-86 yıllarında Karadeniz Gazetesi Taka mizah sayfasını, l990-92 yıllarında Hamsi mizah Gazetesinin yayın kurulunda yer aldım. 2000-2003 yıllarında Karadenizden Günebakış Gazetesinin "Durum Karışık "mizah ve karikatür sayfasını hazırladım.
Halen Trabzon'da yayın hayatını sürdürmekte olan Zigana tv'de usta Karikatürist Hikmet Aksoy ve karikatürist Nizamettin Mollasalihoğlu ile pazar günleri yayınlanmakta olan "ŞAKA MAKA DERKEN" proğramını yürütmekteyiz.
Ayrıca,bu güne kadar, içki,sigara ve uyuşturucu konulu "LÜTFEN DİKKAT" ve "DURUM KARIŞIK" isimli kaikatür albümünün yanısıra, İkisi mesleki (PTT ve TÜRK TELEKOM) yayılarından olmak üzere toplam dört kitabım yayınlanmıştır.
Katıldığım karikatür yarışmalarından çeşitli ödüller aldım. Afiş.vinyet ve kitap kapakları çizdim. Ayrıca karikatürün yanısıra çok sayıda gazete ve sanat dergilerinde yazı ve şiirlerim yayınlandı. Şiir yarışmalarından da ödüller aldım. Çeşitli illerden davet edildiğim şiir şölenlerine iştirak ettim.
Bir dönem Karadeniz Yazarlar Birliği Meclis Başkanlığıında bulundum.Halen 2007 tarihinde karikatürist dostlarımla kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz Trabzon Karikatürcüler ve Mizahçılar Derneği başkanlığını yürütmekteyim.
Türk telekom Teşkilatında uzun yıllar Eğitim ve Meslek Geliştirme müdürlüğü.idari ve Halkla ilişkiler Müdürlüğü görevlerinde bulundum.
Karikatür ve sanata daha fazla zaman ayırabilmek amacıyle 2005 yılında kendi isteğimle emekliye ayrıldım. Evli ve iki çocuk babasıyım.